2026: Savaş Yılı mı, Belirsizlik Yılı mı?
Dünya, uzun zamandır bu kadar gergin bir döneme aynı anda tanıklık etmemişti. Haritalar değişmiyor belki ama dengeler sarsılıyor. Bu yüzden son günlerde sıkça şu soru soruluyor: 2026 yılı bir savaş yılı mı olacak?
Bugün küresel tabloya baktığımızda, Ukrayna’dan Orta Doğu’ya, Kızıldeniz’den Pasifik hattına kadar uzanan bir gerilim kuşağı görüyoruz. Büyük devletler doğrudan cepheye girmekten kaçınsa da, vekâlet savaşları, silahlanma yarışı ve sert diplomatik söylemler dikkat çekiyor. Savaş artık yalnızca cephede değil; ekonomide, enerjide, gıdada ve teknolojide de yaşanıyor.
Ancak bu tablo, “kesin bir dünya savaşı” anlamına gelmiyor. Çünkü günümüz dünyasında savaşın maliyeti yalnızca askerî değil; ekonomik çöküş, toplumsal kırılma ve küresel istikrarsızlık demek. Bu nedenle büyük aktörler, ipi koparmadan germeyi tercih ediyor.
2026’ya doğru giderken asıl tehlike, savaş ilanları değil; kontrolsüz krizler, yanlış hesaplar ve diplomasi eksikliğidir. Küçük bir kıvılcımın büyük sonuçlar doğurabileceği bir dönemden geçiyoruz. İşte bu yüzden 2026’yı “savaş yılı”ndan ziyade, dünyanın sabır ve akıl sınavı vereceği bir belirsizlik yılı olarak görmek daha gerçekçi.
Türkiye gibi jeopolitik konumu hassas ülkeler için bu süreç, dikkatli dış politika, güçlü savunma ve iç huzurun korunmasını her zamankinden daha önemli hâle getiriyor. Çünkü tarihin öğrettiği bir gerçek var: Fırtınalı dönemlerde ayakta kalanlar, hazırlıklı olanlardır.
Belki 2026 bir savaş yılı olmayacak.
Ama kesin olan şu ki, barış artık daha fazla emek, daha fazla akıl ve daha fazla sorumluluk istiyor.