Ankara’da Yeni Senaryo!

Siyasette en büyük güç, birlik görüntüsüdür. Çünkü seçmen yalnızca verilen vaatlere değil, o vaatleri taşıyan kadronun sağlamlığına da bakar. Bugün CHP cephesinde yaşanan tablo ise tam anlamıyla bir iç hesaplaşmanın dışa vurumu gibi görünüyor. Aynı parti içerisinde farklı seslerin yükselmesi, liderlik tartışmalarının büyümesi ve tarafların birbirine açık şekilde mesafe koyması, kamuoyunda “CHP bölünüyor mu?” sorusunu daha yüksek sesle gündeme taşıyor.

Bir siyasi parti için en tehlikeli süreç, rakibinin saldırısı değil; kendi içindeki çatlağın büyümesidir. Çünkü seçmen, kavga eden değil güven veren bir yapı görmek ister. Türkiye’de geçmişte bunun birçok örneği yaşandı. Bölünmeler, ayrışmalar ve iç çekişmeler; birçok partiyi zamanla küçülttü, etkisiz hale getirdi ve siyaset sahnesinden sildi.

Tam da bu noktada AK Parti’nin önünde önemli bir siyasi fırsat oluşuyor. Muhalefetin kendi içinde yaşadığı güç mücadelesi, iktidarın elini doğal olarak güçlendiriyor. Eğer süreç bu şekilde devam eder ve CHP içerisindeki kriz daha da derinleşirse, Ankara kulislerinde konuşulan “baskın seçim” ihtimali daha ciddi bir senaryoya dönüşebilir.

Çünkü siyasette boşluk kabul edilmez. Muhalefetin kendi içinde dağınık bir görüntü verdiği dönemde, iktidar seçmenin karşısına “istikrar” vurgusuyla çıkarsa bunun sandığa etkisi büyük olur. Özellikle kararsız seçmen, kriz yaşayan bir muhalefet yerine güçlü ve organize görünen tarafa yönelmeyi tercih eder.

Sonuç olarak bugün CHP’de yaşanan mesele sadece parti içi bir tartışma değildir. Bu süreç, Türkiye siyasetinin önümüzdeki dönem dengelerini doğrudan etkileyebilecek bir kırılmaya dönüşebilir. Ve görünen o ki siyasette birlik kaybedildiğinde, zamanla sadece güç değil güven de kaybediliyor.