STK Seçimleri Hizmet İçin mi, Güç İçin mi?
Bugün Şanlıurfa’da yapılan bir esnaf odası seçimi sırasında yaşanan gerginlikler, yalnızca bir seçimin sonucu olmaktan öte, sivil toplum kuruluşlarının (STK) işlevi ve anlamı üzerine yeniden düşünmemizi gerektiriyor. Her ne kadar seçimler, farklı görüşlerin yarıştığı doğal süreçler olsa da, bu süreçlerin temelinde sağduyu, saygı ve ortak akıl yer almalıdır.
STK’lar; esnafın, çiftçinin, işçinin, memurun ya da farklı toplumsal kesimlerin haklarını savunmak, sorunlarını dile getirmek ve çözüm üretmek için vardır. Bu kurumların yöneticileri de kişisel kazanım için değil, temsil ettikleri kitlenin menfaati için görev alırlar. Dolayısıyla yapılan her seçim, aslında “kimin kazanacağı”ndan çok, “kimin daha iyi hizmet edeceği” sorusuna cevap aramalıdır.
Ne yazık ki zaman zaman seçim süreçlerinde yaşanan gerginlikler, bu asıl amacın geri planda kaldığı izlenimini doğuruyor. Tartışmaların sertleşmesi, ortamın gerilmesi ve sağduyunun geri çekilmesi, hem kurumun itibarına zarar veriyor hem de üyelerin güvenini zedeliyor. Oysa bir STK’nın gücü, kavga ile değil; ortak akıl, uzlaşma ve üretkenlikle ölçülür.
Burada herkesin kendine şu soruyu sorması gerekiyor:
Bu koltuklar neden bu kadar önemli?
Gerçekten hizmet etmek için mi isteniyor, yoksa makamın sağladığı güç ve etki için mi?
Eğer bir görev, hizmet üretmek için isteniyorsa; bunun yolu sakinlikten, saygıdan ve iknadan geçer. Projeler konuşulur, fikirler yarışır, üyeler özgür iradeleriyle karar verir. Ama eğer tartışma kişiselleşiyor, ortam geriliyor ve asıl mesele unutuluyorsa, o zaman herkesin durup düşünmesi gerekir.
STK’ların ve esnaf odalarının itibarı, sadece yöneticilerinin değil, üyelerinin de sorumluluğundadır. Her üye, temsilcisinden şeffaflık, dürüstlük ve çalışkanlık beklemeli; seçimleri bir kavga alanı değil, bir fikir platformu olarak görmelidir.
Sonuç olarak;
Seçimler gelip geçer, koltuklar değişir.
Ama geride kalan, kurumların itibarı ve toplumun hafızasıdır.
Hizmet için var olan yapılar, ancak sağduyu ile ayakta kalır.
Unutmamak gerekir ki asıl kazanan; seçimi alan kişi değil, hizmet gören üyeler olmalıdır.