Sorun Para mı, Yönetim mi?
Yerel yönetimler, vatandaşın hayatına en hızlı dokunan kurumlardır. Bir şehrin yolu, suyu, temizliği, parkı ve sosyal hizmetleri; doğrudan belediyelerin yönetim anlayışının sonucudur. Bu yüzden mesele sadece bütçe değil, bütçenin nasıl kullanıldığıdır.
Bugün sahadaki tablo ise giderek daha açık bir şekilde konuşuluyor:
Para yok deniliyor, hizmet yok deniliyor… ama bahane çok.
Vatandaş artık bu söylemleri kabul etmiyor. Çünkü insanlar kaynakların tamamen yok olduğuna değil, doğru yönetilmediğine inanıyor. Harcamalar artarken hizmetin aynı oranda artmaması, hatta bazı alanlarda gerilemesi, ciddi bir güven sorununu beraberinde getiriyor.
Gerçek şu ki;
Sorun çoğu zaman kaynak eksikliği değil, yönetim eksikliğidir.
Elbette hakkını teslim etmek gerekir; planlı çalışan, kaynaklarını doğru yöneten ve gerçekten hizmet üreten belediyeler vardır. Ancak bunun tam tersi örnekler de gözle görülür şekilde artmaktadır. Sürekli açıklama yapan ama sahada karşılığı olmayan yönetim anlayışı, vatandaş nezdinde artık inandırıcılığını kaybetmektedir.
Kamu bütçesi milletindir. Bu bütçenin her kuruşu, doğrudan hizmete dönüşmek zorundadır. Aksi durumda oluşan tablo nettir:
Gider çok, hizmet yok.
Ve bu tabloyu hiçbir gerekçe meşrulaştıramaz.
Vatandaşın beklentisi aslında çok basit:
Ne söylendiğiyle değil, ne yapıldığıyla ilgileniyor.
Söz değil, sonuç görmek istiyor.
Bugün gelinen noktada artık şu gerçek kabul edilmelidir:
Hizmet üretmeyen, sadece açıklama yapan bir yerel yönetim anlayışı sürdürülebilir değildir.
Kamu görevi bir makam değil, bir sorumluluktur. Bu sorumluluk; bahane üretmeyi değil, çözüm üretmeyi gerektirir. Eleştiri de bu yüzden önemlidir. Çünkü eleştirilmeyen yerde hesap sorulmaz, hesap sorulmayan yerde ise hizmet gelişmez.
Sonuç olarak;
Daha güçlü şehirler için tek bir ölçü vardır:
Kaynak ne kadar harcandı değil, ne kadar hizmet üretildi.
Vatandaşın beklentisi de, hakkı da tam olarak budur.
Kalın sağlıcakla
İsmail Çölkesen