“Unutulan Gerçek: Gücün Sahibi Kim?”

“Unutulan Gerçek: Gücün Sahibi Kim?”

Siyasetin ve toplumsal temsil mekanizmalarının ortak bir gerçeği vardır:
Halk olmazsa siyaset olmaz; üyeler olmazsa Sivil Toplum Kuruluşu (STK) olmaz.

Ne yazık ki son yıllarda bu iki temel gerçek, bazı çevrelerde giderek unutulmaya başladı.

Siyasetin içinde olanlar da, STK’ların başında oturanlar da zaman zaman kendilerini gücün merkezinde görüyor. Oysa gücün merkezi, ne makam odalarıdır ne de protokol masalarının ön sıraları.
Gücün gerçek sahibi halktır; STK’larda ise üyeleridir.

Koltukların Sıcaklığı, Gerçeğin Soğukluğunu Unutturuyor

Türkiye’de “makam” dediğimiz yapının bir cazibesi var; bu sır değil.
Ancak bazı siyasetçiler ve bazı STK başkanları, koltuğun sıcaklığını hissettikçe kime karşı sorumlu olduklarını unutuyor.

Hatırlatmakta fayda var:
• Siyasetçiyi halk seçer.
• STK başkanını üyeler seçer.

Bu kadar açık ve net bir tablo varken, halkın ya da üyelerin iradesinin üzerinde bir güç vehmetmek, sadece kendini kandırmaktır.

Şanlıurfa’daki STK’lara Bir Not

Son dönemde özellikle Şanlıurfa’daki bazı STK başkanlarının, temsil sorumluluğunu ikinci plana itip koltuğu bir ayrıcalık aracı gibi kullanmaya başladığı dikkat çekiyor.

STK dediğimiz yapı, protokolde yer kapmaktan önce toplumun yükünü taşımayı, üyelerinin hakkını savunmayı, ses olmayı gerektirir.
Oysa bazı isimler, sahada görünmezken protokol fotoğraflarında en önde poz verme telaşında.

Burada bir kez daha söylemek lazım:
Hiçbir koltuk hiç kimseye baki değildir.
Koltukların değil, sorumluluğun ağırlığı önemlidir.

Gücü Veren Halktır; Çeken de Halktır

Siyasette ve STK’larda gücün kaynağı bellidir:
Toplumun verdiği değer.

Bu değer geri çekildiğinde, dün kendini dev aynasında görenler ertesi gün görünmez olurlar.
Makamlar geçici, unvanlar geçicidir. Geride kalan tek şey; temsil bilincidir.

Demokrasinin İki Ayağı

Demokrasi hem siyasette hem de sivil toplumda aynı ilkeye dayanır:
• Siyasetçi halkın hizmetkârıdır.
• STK başkanı üyelerinin temsilcisidir.

Ne halk dekorudur ne üyeler protokol süsü.
Halkın rızasını kaybeden siyasetçi de, üyelerin güvenini kaybeden STK başkanı da uzun süre ayakta kalamaz.

Son Söz

Bugün bazı siyasiler ve STK temsilcileri kendilerini gücün merkezinde zannedebilir.
Ama gerçeğin değişmeyen bir hükmü vardır:

Gücün sahibi halktır.
Sivil toplumda gücün sahibi üyedir.

Emanet olan koltuklar, kibri değil, sorumluluğu kaldırır.

Ben bir kostüm diktim…
Kime uyuyorsa, buyursun giyip mesajını alsın.

Rubar Paydaş
Kalın sağlıcakla.