Urfa’da Sırlar Uzun Yaşamaz
Memleketin huzurunu bozan, toplumun değerlerini aşındıran bazı karanlık eğilimler mi güç kazanıyor?
Son zamanlarda “eğlence” adı altında sınırların belirsizleştiği, bazı davranışların normalleştirilmeye çalışıldığı bir atmosferden söz ediliyor. Elbette burada mesele, tek tek kişiler ya da söylentiler değil; toplumsal yapıyı zedeleyen genel bir yozlaşma riskidir.
Şanlıurfa büyür…
Nüfusu artar, şehir gelişir, sosyal hayat çeşitlenir. Bu doğal bir süreçtir. Ancak büyüyen şehirlerin en büyük sınavı, değerlerini ve huzurunu koruyabilmesidir.
Modernleşme başka bir şeydir, yozlaşma başka.
Toplumu içten içe yoran, aile yapısını zayıflatan, gençleri yanlış yönlendiren her eğilim, sadece bireysel bir tercih meselesi değildir; aynı zamanda sosyal bir sorumluluk alanıdır.
Bazen bazı gerçekler konuşulmaz, üzeri örtülür sanılır. Ancak bu toprakların bir özelliği vardır:
Urfa’da sırlar uzun yaşamaz.
Çünkü bu şehirde hakikat, zamanı gelince mutlaka ortaya çıkar. Sessizlik bazen sabırdır ama unutmak değildir.
Toplumun huzurunu bozan her gidişat, günü kurtarsa bile geleceği yaralar. Bu yüzden herkesin dikkatli olması gerekir: Ailelerin, yöneticilerin, kanaat önderlerinin ve elbette toplumun vicdanını taşıyan basının…
Şanlıurfa büyür…
Ama hiçbir gerçek sonsuza dek gizli kalmaz.
Hakikat er ya da geç mutlaka konuşur.