Şanlıurfa’da İbre Nereye Dönüyor?


Siyasette bazı şehirler vardır; seçim sonuçları yalnızca bir belediye başkanını ya da bir milletvekilini belirlemez. O şehirlerde ortaya çıkan tablo, Türkiye siyasetinin geleceğine dair önemli işaretler verir. Şanlıurfa da işte tam olarak böyle bir şehir.

Uzun yıllardır muhafazakâr seçmenin güçlü şekilde etkili olduğu Şanlıurfa’da siyaset artık eski alışkanlıklarla okunamıyor. Çünkü seçmen davranışı değişiyor. Eskiden parti kimliği üzerinden şekillenen tercihlerin yerini bugün adayın gücü, yerel etkisi ve hizmet algısı almaya başladı.

2024 yerel seçimlerinde Yeniden Refah Partisi yüzde 38,8, AK Parti yüzde 33,6 ve DEM Parti yüzde 21,1 oy aldı. Son dönemde yayımlanan bazı yerel anketlerde ise AK Parti’nin yeniden ilk sıraya yükseldiği, Yeniden Refah Partisi’nin ise oy kaybı yaşadığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Kasım Gülpınar teknik olarak Yeniden Refah Partisi’nin adayıydı; ancak sosyolojik olarak aldığı oyun önemli bir bölümü geçmişte AK Parti’ye oy veren seçmenden geldi. Çünkü Gülpınar yıllarca AK Parti milletvekilliği yaptı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yakın isimlerden biri olarak bilindi ve Şanlıurfa’da güçlü bir aile, aşiret ve siyasi geçmişe sahipti.

Bu nedenle 31 Mart seçimlerinde ortaya çıkan tabloyu yalnızca “Yeniden Refah yükseldi” şeklinde okumak eksik kalır. Aslında yaşanan durum biraz daha farklıydı. AK Parti seçmeninin bir bölümü partiye değil, Kasım Gülpınar’a oy verdi. Dolayısıyla seçimde Yeniden Refah Partisi’nin kurumsal gücünden çok, Gülpınar’ın şahsi ağırlığının etkili olduğu yönündeki değerlendirmeler oldukça yaygınlaştı.

Nitekim seçimden birkaç ay sonra Kasım Gülpınar’ın Yeniden Refah Partisi’nden ayrılarak bağımsız kalması da bu görüşleri güçlendirdi. Bugün Şanlıurfa’da birçok siyasi gözlemci şu sorunun cevabını arıyor:

“Kasım Gülpınar olmasaydı Yeniden Refah Partisi aynı sonucu elde edebilir miydi?”

Şehirdeki hâkim kanaat, aynı sonucun ortaya çıkmasının oldukça zor olduğu yönünde. Çünkü alınan oyun önemli bir bölümünün doğrudan partiye değil, Kasım Gülpınar’ın şahsına ait olduğu düşünülüyor.

Hatta AK Parti çevrelerinde sıkça dile getirilen bir değerlendirme var:

“Şanlıurfa’da AK Parti kaybetmedi, kendi içinden çıkan güçlü bir isme karşı yarıştı.”

Kasım Gülpınar’ın geçmişinin tamamen AK Parti kökenli olması da bu yorumu güçlendiriyor. Kendisi 2011-2023 yılları arasında AK Parti milletvekilliği yaptı ve Cumhurbaşkanlığı danışmanlığı görevinde bulundu.

Bu yüzden bugün Şanlıurfa’da yarın seçim olsa tabloyu şöyle okumak daha gerçekçi olacaktır:

• AK Parti hâlâ şehrin en büyük siyasi tabanına sahip.
• Kasım Gülpınar kişisel olarak güçlü bir figür olmaya devam ediyor.
• Yeniden Refah Partisi’nin gerçek oy gücü, Gülpınar faktörü olmadan yeniden test edilmek zorunda.
• DEM Parti belirli ilçelerde etkisini koruyor ancak büyükşehir yarışında belirleyici olmakta zorlanıyor.

Şanlıurfa’da şu an ibre tamamen AK Parti’den kopmuş görünmüyor. Tam tersine, Gülpınar’ın bağımsız kalması ve AK Parti seçmeninin önemli bölümünün hâlâ muhafazakâr merkezde durması nedeniyle, bugün genel seçim atmosferinde bakıldığında AK Parti’nin yeniden birinci parti çıkma ihtimali yüksek görülüyor.

AK Parti’nin Bir Diğer Avantajı: Güvenlik ve Dış Politika Algısı

AK Parti’nin Şanlıurfa ve benzeri şehirlerdeki gücünü yalnızca yerel siyasetle açıklamak eksik olur. Çünkü seçmen sandığa giderken sadece belediye hizmetlerini ya da ekonomik göstergeleri değerlendirmiyor; aynı zamanda ülkenin güvenliği, dış politikadaki duruşu ve geleceğe ilişkin istikrar algısını da dikkate alıyor.

Türkiye bugün güneyinde Suriye krizi, Irak’taki gelişmeler, Gazze’de yaşanan insanlık dramı, Rusya-Ukrayna savaşı ve bölgesel gerilimlerle çevrili bir coğrafyada bulunuyor. Adeta bir ateş çemberinin ortasında yer alan Türkiye’nin bu süreçleri büyük bir iç güvenlik sorunu yaşamadan yönetebilmesi, iktidar açısından önemli bir siyasi avantaj olarak görülüyor.

AK Parti seçmeninin önemli bir bölümü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki yönetimin dış politikada sergilediği kararlı tutumun Türkiye’yi bölgesel krizlerin yıkıcı etkilerinden koruduğuna inanıyor. Bu kesime göre bugün yaşanan ekonomik sıkıntılar ne kadar önemli olursa olsun, Türkiye’nin güvenliğini ve istikrarını koruması çok daha hayati bir mesele.

Kamuoyunda sıkça dile getirilen görüşlerden biri de şu: Türkiye’nin bulunduğu coğrafya dikkate alındığında, güçlü bir siyasi liderlik ve devlet yönetimi olmasaydı vatandaşlar bugün yalnızca geçim sıkıntısını değil, çok daha ağır güvenlik sorunlarını konuşuyor olabilirdi.

Bu nedenle özellikle muhafazakâr seçmen nezdinde Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği; ekonomik performansın yanı sıra güvenlik, istikrar, devlet tecrübesi ve kriz yönetimi başlıkları üzerinden de değerlendiriliyor. Bu algı da AK Parti’nin Şanlıurfa gibi şehirlerdeki siyasi gücünü besleyen önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sonuç olarak Şanlıurfa’da yaşanan yerel seçim sonucu, ilk bakışta görüldüğü kadar basit bir parti değişimini ifade etmiyor. Ortada önemli ölçüde aday etkisi bulunuyor. Bugün gelinen noktada hem Kasım Gülpınar faktörü hem de muhalefetin kendi içerisindeki dağınık görüntüsü dikkate alındığında, siyasi ibrenin yeniden AK Parti’ye yöneldiğini savunanların sayısı az değil. Şanlıurfa seçmeni, her zaman olduğu gibi önümüzdeki süreçte de istikrar, hizmet ve güçlü liderlik algısını esas alarak karar verecektir.

Saygılarımla

Dilek Akın

Gazeteci
Sürekli Basın Kartı Sahibi
Anadolu Ajansı Adana Bölge Müdürlüğü Eski İstihbarat Şefi

Sağlıcakla kalın.