Son Dakika Belediyeciliği

Vatandaşın Hafızası Seçimden Seçime Silinmez




Siyasette bazı takvimler vardır ki, yaklaşmaya başladığında şehirlerin çehresi birden değişir.

Uzun zamandır hatırlanmayan sokaklar hatırlanır, çukurlar fark edilir, asfalt makineleri yollara çıkar, kaldırımlar boyanır, parklar düzenlenir. Mahalle ziyaretleri sıklaşır, esnafın kapısı çalınır, vatandaşla fotoğraflar paylaşılır.

Bütün bunların aynı döneme denk gelmesi ise çoğu zaman tesadüf değildir.

Seçim yaklaşıyordur.

Oysa siyaset, seçimden seçime hatırlanacak bir meslek değildir. Hele belediyecilik hiç değildir.

Belediye başkanlığı; makam odasında oturmak, sosyal medyada birkaç fotoğraf paylaşmak ya da seçime aylar kala şehri adeta bir şantiyeye çevirerek yılların ihmalini birkaç aya sığdırmaya çalışmak değildir.

Belediye başkanlığı, seçim sonuçlarının açıklandığı gün başlayan ve görev süresinin son gününe kadar devam eden ağır bir sorumluluktur.

Ne yazık ki her seçim döneminde benzer görüntülere tanık oluyoruz.

Yıllarca vatandaşın sesini duymayan, bozulan yolları görmeyen, susuz kalan mahallelerin feryadına kulak vermeyen, çöplerden altyapıya kadar biriken sorunları erteleyen bazı yöneticiler, sandık ufukta göründüğünde bir anda sahaya iniyor.

Sonra hummalı bir çalışma başlıyor.

Yıllardır yapılmayan hizmetler birkaç aya sıkıştırılıyor. Gece gündüz çalışma görüntüleri servis ediliyor. Açılışlar, temel atmalar, ziyaretler birbirini izliyor.

Peki vatandaş bütün bunları görmüyor mu?

Elbette görüyor.

Üstelik artık vatandaşın elinde yalnızca seçim vaatlerinin yazılı olduğu broşürler değil, beş yıllık bir karne var.

Hangi yolun yıllarca yapılmadığını, hangi mahallenin hizmet beklediğini, hangi sözün tutulmadığını, hangi kapının yüzüne kapandığını biliyor. Seçimden seçime hatırlanan vatandaş, kendisini kimin gerçekten hatırladığını da unutmuyor.

Çünkü sandık yalnızca oy kullanılan bir kutu değildir.

Sandık aynı zamanda hafızadır.

Siyaseti günlük hesaplar için yapanlar, makamı hizmet aracı yerine ayrıcalık olarak görenler ve halkın oyunu ceplerindeki tapu senedi zannedenler en büyük yanılgıyı burada yaşarlar.

Hiçbir makamın tapusu yoktur.

O koltuğun gerçek sahibi millettir.

Vatandaş beş yıl boyunca kapısını çalmayanı, derdini dinlemeyeni, seçimden birkaç ay önce kapı kapı dolaşırken gördüğünde ister istemez şu soruyu sorar:

“Dört yıldır neredeydiniz?”

İşte bu sorunun cevabını ne billboardlar verebilir ne reklam kampanyaları ne de son birkaç aya sıkıştırılmış hizmetler.

Çünkü belediyecilik, seçim zamanı yapılan bir makyaj değil; şehrin hayatına her gün dokunabilme sanatıdır.

Gerçek belediyecilik; yağmur yağmadan mazgalı temizlemek, yol tamamen bozulmadan bakımını yapmak, vatandaş isyan etmeden sorununu görmek, seçim yaklaşmadan mahalleye gitmek, kamera yokken de çalışmaktır.

Gerçek hizmet insanı da seçime üç ay kala değil, göreve geldiği ilk günden itibaren sahadadır.

Vatandaşın gönlü afişlerle değil, çözülen sorunlarla kazanılır.

Bir şehrin insanları belediye başkanını yalnızca açılış kürsülerinde değil; zor günlerinde, mahallesinde, sokağında, derdinin yanında görmek ister.

Artık “Son aylarda biraz çalışırız, yapılanları güçlü bir reklam kampanyasıyla anlatırız, seçimi de alırız” anlayışının geçerliliğini yitirdiğini görmek gerekiyor.

Çünkü vatandaş reklama değil, yaşadığı şehre bakıyor.

Evinden çıktığında yürüdüğü yola, musluğundan akan suya, kullandığı toplu taşımaya, yaşadığı mahallenin temizliğine, çocuklarının oynadığı parka bakıyor.

Ve en önemlisi, kendisine verilen değere bakıyor.

Seçim günü geldiğinde de yalnızca son birkaç ayda dökülen asfaltı değil, geride kalan yılların tamamını tartıyor.

Kim yanında durmuş?

Kim sözünü tutmuş?

Kim çalışmış?

Kim yalnızca seçim yaklaşınca hatırlamış?

Asıl hesap işte o gün görülüyor.

Çünkü siyasetin en ağır mahkemesi sandıktır.

O mahkemede son dakika telaşı mazeret sayılmaz. Beş yıllık ihmali birkaç aylık çalışma örtemez. Reklam, hizmetin yerini tutmaz. Seçim afişleri de vatandaşın hafızasını silemez.

Millet kendisini gerçekten hizmet edenle, yalnızca oyuna ihtiyaç duyduğunda hatırlayanı ayırt edecek ferasete sahiptir.

Ve günü geldiğinde kararını verir.

Bu nedenle seçim kazanmak isteyenlerin seçim yaklaşınca değil, göreve geldikleri gün çalışmaya başlamaları gerekir.

Çünkü iyi belediyeciliğin en güçlü seçim kampanyası, beş yıl boyunca yapılan hizmettir.

Kalın sağlıcakla
İsmail ÇÖLKESEN